Etkileşim kürasyonu

Bitmek bilmeyen görünürlükten yorgun düşmüş bir kültürde dijital minimalizme, özenle kurgulanmış sessizliğe ve seçici yokluğa yöneliş, hem samimiyet arayışını hem de fark yaratma stratejisini açığa vuruyor.

ETKILESIM2.png
ETKILESIM.png
  • TEXT Zeynep Özer Berksü
  • ARTWORKS CB Hoyo

Sürekli sergilemenin hüküm sürdüğü bir çağda yaşıyoruz. Bir zamanlar dijital bir kamusal alan olarak tasarlanan sosyal medya akışı bugün artık aşırılığın sahnesine; kimliğin sürekli güncellendiği, arşivlendiği ve algoritmik olarak sıralandığı bir alana dönüşmüş durumda. Başlangıçta bağlantı kurma vaadiyle ortaya çıkan bu ortam, şimdi tuhaf bir yorgunluk üretiyor: Fazlasıyla görünür olma, fazlasıyla erişilebilir olma, fazlasıyla bilinir olma halinden doğan bir yorgunluk. Felsefi açıdan bu durum, “şeffaflık toplumu” olarak adlandırılabilecek olguyu yankılıyor; burada gösterme ve paylaşma zorunluluğu, opaklığın yani kapalılığın olasılığını aşındırıyor. Böyle bir manzarada; daha az paylaşmak, saklı tutmak, sürekli ifşa talebine direnmek artık sessizlik değil, karşı dil haline geliyor.

Bu dönüşümün kültürel yansımaları her yerde görülebiliyor. ABD’deki sosyal medya kullanıcılarının yaklaşık üçte biri, bu yıl geçen yıla göre daha az paylaşım yaptığını ve aktif olarak içerik üretmekten ziyade pasif olarak içerik tüketmeyi tercih ettiğini belirtiyor. Sharpcake Account Direktörü Elçin Temel’in sözleri de bunu destekler nitelikte: “Marka sosyal medya hesaplarının kurulmaya ve iletişime başlandığı ilk dönemde, hemen hemen her günü dolduran, 30 günlük paylaşım takvimlerinin hazırlandığı bir süreç vardı. Bugün ise sayısal olarak haftada maksimum üç-dört gönderiye kadar içerik üretilen, ‘az ama öz’ iletişim planlamasıyla ilerlenen bir döneme geldik.” Instagram da kullanıcı etkileşimlerinin büyük kısmının artık herkese açık paylaşımlardan değil; hikayelerden, doğrudan mesajlardan veya yakın arkadaş listelerinden geçtiğini bildiriyor.

Giriş yapın

İçeriklerimizi okumak için giriş yapın

Hesabınız yok mu? Üye Ol