
Çevrimiçi kimliklerimizi ilk yarattığımız zamanın üstünden sadece 25 yıl geçmişken, oversharing girdabına kapılmamız boşuna değil. “Ne kadar çok paylaşım yaparsam, o kadar çok görünürüm” düşüncesinin geçirdiği hızlı evrimi takip ediyoruz.

Fotoğraf sanatçısı Ci Demi, yaşadıklarını belgeleme dürtüsüyle hareket ederken zamanı fotoğrafla ehlileştirmenin peşinde.

Günümüzün en büyük derdi; sosyal medyada utanç konusu haline gelmemek, el aleme rezil olmamak. Zira artık günümüzde dijital dünyadan ayrık durmak ve bir skandala karışmadan pirüpak kalmak büyük bir meziyet. “Dijital ayak izi” silme trendleri ve internetten yok olma taktikleri tam da bu noktada devreye giriyor.

Aşırı paylaşım dönemi kapandı ama tüketim yavaşlamadı; sadece daha sessiz, daha kapalı alanlara taşındı. Mahremiyet yeni bir lüks, erişim yeni bir para birimi haline geldi. Kapitalizm, ilk kez tam ölçemediği bir pazarla karşı karşıya. Görünürlük ekonomisinin yerini alan bu yeni düzen; paylaşmanın değil, saklamanın değer kazandığı bir çağın başlangıcı olabilir. Ve aynı zamanda paradokslar çağının da...

Çift olmak, artık yalnızca iki kişi arasında paylaşılan özel bir bağ değil; aynı zamanda dijital vitrinde sergilenen bir imaj, bir meta, bir iş birliği. Bunu sosyal medyada paylaşıp paylaşmamak ise günümüz ilişkilerinin temel kararlarından biri olarak karşımıza çıkıyor.