Sessizlik para eder mi?
Aşırı paylaşım dönemi kapandı ama tüketim yavaşlamadı; sadece daha sessiz, daha kapalı alanlara taşındı. Mahremiyet yeni bir lüks, erişim yeni bir para birimi haline geldi. Kapitalizm, ilk kez tam ölçemediği bir pazarla karşı karşıya. Görünürlük ekonomisinin yerini alan bu yeni düzen; paylaşmanın değil, saklamanın değer kazandığı bir çağın başlangıcı olabilir. Ve aynı zamanda paradokslar çağının da...


- YAZI Ayça Söyletir
- FOTOĞRAF Ci Demi
Biraz geriye saralım. 2010’lu yılların ortalarını hatırlayın. Instagram grid’leri kusursuz düzenlenmiş karelerle dolu. Her kahvaltı, her tatil, her “outfit of the day” bir hikayeye, her hikaye potansiyel bir beğeniye, her beğeni de sosyal bir değere dönüşüyor. Bu süreçte, “her şeyi paylaş” kültürünün bir performans ekonomisine evrilmesini izliyoruz... Kullanıcılar sadece yaşamıyor, aynı zamanda görüntüleri ve tercihleri üzerinden bir kimlik inşa edip bu kimliği algoritmanın onayına sunuyorlar.
Pandeminin insanları ekran başına kilitlemesiyle, dijital yorgunluğun zirve noktasına yaklaştığımızı; sürekli online olmanın, her anı paylaşmanın samimiyetsiz olduğunu fark etmeye başlıyoruz... İşin kontrolünü kaybetme kısmı da cabası. Her paylaşımın ekran görüntüsü alınabilir, bağlamından koparılıp yeniden yorumlanabilir, tüm içerikler iptal kültürüne malzeme olacak materyallere dönüşebilir... Bu durumun zihinsel bir yük haline gelmesi de sürpriz olmadı.
Giriş yapın
İçeriklerimizi okumak için giriş yapın